B2 Almanca kelime listesi
3852 kelime · 0 kelimenin cümle sayfası hazır · sayfa 18/20. Kelimeler alfabetik sıradadır.
Listelerdeki anlamlar şimdilik Türkçedir; cümlesi hazır kelimelerde seçtiğin dilde anlam da gösterilir.
Sıralı açma açık: 🔒 kelimeler, önceki kelimeler öğrenilince açılır. Öğrenme yolu
Tüm kelimeler (ver… – wal…)
- Verbraucherschutz, der, Sg.tüketici koruma
- Verbreitung, die, -enyayılma / dağıtım
- verbuchenkaydetmek / muhasebeleştirmek / başarı olarak saymak
- verderblichbozulabilir, çürüyebilir
- verdeutlichenaçıklamak, netleştirmek
- verdienenkazanmak, hak etmek
- der Verdienstkazanç, maaş, hak edilmiş başarı
- der Verdienst (Sg.)kazanç / gelir
- verdreifachenüç katına çıkarmak
- Verein, der, -edernek / kulüp
- die Vereinbarkeitbağdaşabilirlik / uyumluluk
- vereinbartkararlaştırılmış / mutabık kalınmış
- Vereinbarungen treffenanlaşmalar yapmak
- Vereinsleben, das, Sg.dernek/kulüp hayatı
- das Verfallsdatumson kullanma tarihi
- verfärbtrengi değişmiş / solmuş / bozulmuş renkte
- verfassenyazmak, kaleme almak
- verfügbarmevcut / kullanılabilir
- verfügensahip olmak, emretmek
- verfügen über (Akk.)sahip olmak / -e sahip bulunmak
- vergleichen mit (+ Dat.)ile karşılaştırmak
- die Vergütung, -enücret / ödeme / tazminat
- das Verhalten (Sg.)davranış / tutum
- verhandelnmüzakere etmek / pazarlık yapmak
- die Verhandlungmüzakere / görüşme / yargılama
- Verkäufer/insatış görevlisi
- Verkaufsabteilungsatış departmanı / satış bölümü
- die Verkaufsfläche, -nsatış alanı
- die Verkaufsförderung (Sg.)satış geliştirme, satış promosyonu
- die Verkaufsförderung, -ensatış promosyonu, satışı artırma
- das Verkaufsgesprächsatış görüşmesi
- das Verkaufstalentsatış yeteneği
- die Verkaufszahlen (Pl.)satış rakamları
- Verkaufszahlen, Pl.satış rakamları
- der Verkehrsfluss, -ü-etrafik akışı
- Verkehrsmittelreinigungtaşıt temizliği / toplu taşıma araçlarının temizlenmesi
- das Verkehrsnetz, -eulaşım ağı
- die Verkehrsverbindungulaşım bağlantısı
- verklagendava açmak
- die Verknüpfungbağlantı, ilişkilendirme, kısayol
- Verköstigungbeslenme / yemek hizmeti
- der Verlagyayınevi
- die Verlagerung, -enyer değiştirme, kaydırma, transfer
- die Verlängerung, -enuzatma / uzatılma
- verlassenterk etmek / ayrılmak
- sich verlassen auf (+ Akk.)... e güvenmek
- der Verlaufgidişat, süreç, seyir
- Verlauf von Behandlungen dokumentierenTedavilerin seyrini belgelemek
- verleihenödünç vermek, kiralamak
- Verletzungsgefahryaralanma riski
- vermittelnaktarmak / iletmek / arabuluculuk etmek
- Vermittler zwischen Arzt und PatientenDoktor ile hasta arasındaki arabulucu
- Vermittler/-in, der/die, -/-nenarabulucu, aracı
- die Vermittlungsgebühr, -enaracılık ücreti
- Vermögen, das, -servet / varlık
- die Vermutung, -entahmin / varsayım / şüphe
- das Vernehmungsprotokoll, -esorgu tutanağı
- die Vernetzung, -enağ kurma, bağlantı
- vernichtenyok etmek, imha etmek
- Vernissage, die, -nsergi açılışı, vernisman
- veröffentlichenyayımlamak
- Verordnungreçete / yönetmelik / talimat
- die Verordnung, -enyönetmelik / tüzük
- Verpacken - Entpackenpaketlemek - paketten çıkarmak / ambalajını açmak
- die Verpackungambalaj, paketleme
- die Verpackung, -enambalaj / paketleme
- die Verpflegungyiyecek-içecek / iaşe
- sich verringernazalmak, düşmek, gerilemek
- Versandhandelposta siparişi / uzaktan satış / e-ticaret
- die Versandkostenkargo ücreti, gönderim masrafları
- die Versandkosten, (Pl.)kargo/nakliye ücretleri
- Versandkosten, Pl.kargo ücreti, gönderim maliyeti
- verschenkenhediye etmek / bağışlamak
- verschickengöndermek / sevk etmek
- sich verschlechternkötüleşmek
- die Verschlechterung (Sg.)kötüleşme / bozulma
- verschwendenisraf etmek, boşa harcamak
- die Verschwendungisraf, savurganlık
- die Verschwiegenheitspflicht, -engizlilik yükümlülüğü, sır saklama zorunluluğu
- das Versehen, -hata / yanlışlık / gözden kaçırma
- versehentlichyanlışlıkla / kazara
- versendengöndermek, sevk etmek
- versetzentransfer etmek / başka yere atamak
- der Versicherungsbeitragsigorta primi
- Versicherungspflicht, die, Sg.sigorta yükümlülüğü, zorunlu sigorta
- die Versorgung, (Sg.)temin / bakım
- sich verspätengecikmek
- die Verständigunganlaşma / iletişim / bildirim
- verständnisvollanlayışlı
- verstärktartan, yoğunlaşmış, güçlendirilmiş
- die Verstärkung, -entakviye, destek
- verstauenyerleştirmek, saklamak, istiflenmek
- der Verstoß, -ü-eihlal, kurala aykırılık
- verstoßenihlal etmek / çiğnemek
- Versuchsabläufe protokollierenDeney süreçlerini kayıt altına almak
- das Versuchsprotokoll, -edeney tutanağı/raporu
- vertiefenderinleştirmek / pekiştirmek
- vertraglichsözleşmeye dayalı / akdi
- die Vertragslaufzeit, -ensözleşme süresi
- vertrauen auf (+ Akk.)güvenmek
- vertraulichgizli / güvenilir
- sich vertraut machen mitkendini alıştırmak, bir şeyle tanışmak
- vertraut machen mit (+ Dat.)... ile tanıştırmak / alıştırmak
- vertraut sein mit (Dat.)ile aşina olmak / tanımak
- die Vertrautheitaşinalık / yakınlık
- der Vertrieb (Sg.)satış / dağıtım / pazarlama
- der Vertrieb, -esatış, dağıtım
- Vertrieb, der, Sg.satış, dağıtım
- die Vertriebsabteilung, -ensatış departmanı / pazarlama bölümü
- der Vertriebschefsatış direktörü, pazarlama müdürü
- der Vertriebsweg, -edağıtım kanalı / satış yolu
- die Verunreinigung, -enkirlilik, kirletme, kirlenme
- die Verunsicherunggüvensizlik, kararsızlık, belirsizlik hissi
- verursachenneden olmak, yol açmak
- vervollständigentamamlamak
- die Verwarnunguyarı / ihtar
- verweisen auf (+ Akk.)atıfta bulunmak, yönlendirmek
- verweisen auf (Akk.)işaret etmek / -e atıfta bulunmak
- verwendenkullanmak
- verzeihenaffetmek / bağışlamak
- der Verzichtvazgeçme, feragat
- verzichten aufvazgeçmek, feragat etmek
- verzichten auf (+ Akk.)vazgeçmek (-den)
- verzögert / die Verzögerunggecikmiş / gecikme
- die Verzögerunggecikme
- Video-Anrufgörüntülü arama
- viele Aufgaben habenÇok fazla görevi olmak
- viele Leute kennenlernenPek çok insanla tanışmak
- Vielen Dank für die pünktliche Lieferung.Zamanında teslimat için çok teşekkür ederim.
- vielen Dank im Voraus für Ihre Bemühungengösterdiğiniz çaba için peşinen çok teşekkür ederim
- die Vielfaltçeşitlilik, çokluk
- die Vielfalt, (Sg.)çeşitlilik / farklılık
- Vielleicht könnten wir bei einer Tasse Tee alles besprechen.Belki bir fincan çay içerken her şeyi konuşabiliriz.
- vielseitigçok yönlü, çeşitli
- VielseitigkeitÇok yönlülük
- vielsprachigçok dilli
- virtuelle Freundschaftsanal arkadaşlık / dijital dostluk
- Visum, das, Pl.: Visavize
- Volkshochschule, die, -nhalk eğitim merkezi, açık halk okulu
- vollkommentamamen / mükemmel
- vollständigeksiksiz, tam
- die Vollständigkeit, (Sg.)tamlık / eksiksizlik
- die Vollversammlunggenel kurul
- Vollzeit / Teilzeittam zamanlı / yarı zamanlı
- Vollzeitarbeit, die, Sg.tam zamanlı çalışma
- sich vom Stress des Alltags erholengündelik hayatın stresinden dinlenmek / toparlanmak
- von Kopf bis Fußtepeden tırnağa, baştan ayağa
- sich vor Krankheiten schützenhastalıklardan korunmak
- sich vor Ort ein Bild machenyerinde değerlendirme yapmak / bizzat görmek
- das Vorab-Angebot, -eön teklif / peşin fiyat teklifi
- voraussetzenön koşul olarak gerektirmek
- die Voraussetzung, -enön koşul, gereklilik
- Voraussetzungenön koşullar / gereklilikler
- Vorbereitung auf das Berufslebeniş hayatına hazırlık
- sich vorbeugenönlemek, korunmak; öne eğilmek
- das Vorbildrol modeli, örnek kişi
- das Vordachsaçak / giriş sundurması
- der Vorfallolay / vaka
- vorführensergilemek, göstermek, tanıtmak
- der Vorgang, -ü-esüreç, işlem, prosedür
- vorgehenilerlemek / harekete geçmek / önde gitmek
- vorgeschriebenzorunlu, öngörülmüş, yönetmelikte belirtilmiş
- der Vorgesetzteamir / üst
- der Vorgesetzte / die Vorgesetzte (Üstler)amir / üst / yönetici
- der Vorgesetzte, -namir, üst
- Vorgesetzter/Vorgesetzte, der/die, -namir, üst, yönetici
- vorhanden seinmevcut olmak / var olmak
- Vorjahr, das, -egeçen yıl / önceki yıl
- die Vorkenntnisse (Pl.)ön bilgi / ön koşul bilgisi
- das Vorlesungsverzeichnisders kataloğu
- der Vorratstok, depo, rezerv
- vorrätigstokta mevcut
- das Vorrechtayrıcalık / öncelik hakkı
- Vorschläge einbringenöneride bulunmak / öneri sunmak
- Vorschläge machenöneride bulunmak / öneri sunmak
- die Vorschriftyönetmelik / kural
- die Vorsichtsmaßnahme, -nönlem / ihtiyat tedbiri
- der Vorsitzendebaşkan, başkanlık eden
- das Vorsorgesystemsosyal güvenlik sistemi
- die Vorsorgeuntersuchung, -enönleyici sağlık muayenesi, kontrol muayenesi
- die Vorstandssitzungyönetim kurulu toplantısı
- das Vorstellungsgespräch, -eiş görüşmesi / mülakat
- Vorstellungsgespräch, das, -eiş mülakatı / işe alım görüşmesi
- das Vorstellungsgespraechiş görüşmesi / mülakat
- Vorteil / Nachteilavantaj / dezavantaj
- vorteiligavantajlı / elverişli
- der Vortrag, -trägesunum, konferans, konuşma
- der Vortrag, Vorträgesunum, konuşma
- das Vorurteilönyargı
- Vorurteil, das, -eönyargı
- vorziehentercih etmek
- das Wachstumbüyüme, gelişme
- der Wagenheber, -kriko, araç krikosu
- wählbarseçilebilir / tercih edilebilir
- Wählen Sie. Mir ist es gleich / egal.Siz seçin. Benim için fark etmez.
- Wahre Teamarbeitgerçek ekip çalışması
- die Wahrheit deckengerçeği örtmek / saklamak
- wahrnehmenalgılamak / fark etmek / üstlenmek
- Wahrzeichensimge / sembol yapı
- Waldbrandorman yangını